Search

Aşk İlişkisinin Anatomisi

Updated: Jun 17




Bugün artık her şey gibi duygusal ilişkilerin de biçim ve yapısı değişiyor. İlişki uzmanları, ömrün uzaması ile insanların hayatları boyunca iki veya üç eş değiştireceklerini öngörüyor. Bundan 100 sene önce eş ilişkisi; "erkek para kazanır, evi geçindirir; kadın çocuklara bakar” anlayışı üzerine kurgulanmışken, bugün "romantik aşk", "ruh ikizi", "açık evlilik”, “poliamori”, "ikili cinsiyet sisteminin dışında kalan ilişkiler” ve "bilinçli eşleşme” gibi yeni ilişki anlayışları ortaya çıkıyor.


100 sene öncesine kadar evlilik kurumunun insan neslinin devamı için işlevsel bir görevi olsa da, bugün insanların görüşleri ve seçimleri farklı özlemler ve ihtiyaçlar üzerine kurgulanıyor. Geleneksel eş ilişkileri ise temel bir dönüşümden geçiyor.


Peki Bu Noktaya Nasıl Geldik?

50’lilerde Holywood bize "romantik aşk” kavramını ilişkilerde aranılan bir özellik olarak sunmaya başladı, ki aynı duyguları yeni çeklilen filmlerde de yakalamak mümkün. Bugün bu çocuksu “beyaz atlı prens” özlemini içinde taşımayan yoktur.


60’lı yıllarda ortaya çıkan hippi akımı, ilişkilerde özgürlük ve ruh eşliği anlayışı ile eş ilişkisi formatına yeni bir soluk getirdi. Onlar bu anlayışa uygun eş ilişkilerini deneyimlerken, nelerin yürüyüp nelerin insan doğasına uymadığını araştırmaya başladılar. O zaman yaşanan deneyimler üzerine “poliamori” adı verilen yepyeni bir ilişki türü ortaya çıktı. Wikipedia’ya göre “poliamori”; "bireylerin birden çok sevgiliye sahip olabildikleri, söz konusu ilişkiye dahil olan herkesin bu durumun bilincinde olup, bunu onayladığı" bir ilişki türü.


Yine 60 ve 70'lerde yoga ve benzeri ruhsal pratiklerle hayatımıza giren New Age akımı, "ruh ikizi" kavramını ortaya çıkarttı. Bu kavram insanları, hayatlarını her açıdan paylaşabilecekleri "ruh ikizlerini” aramaya itti. Bu tür ilişkilerin en çok arzulanan tarafı ise "koşulsuz sevgiyi yaşamanın" yanı sıra, kendisini en az kendisi kadar - hatta kendisinden daha iyi - anlayacağını düşündüğü biri ile “tamamlanmak", oldu.


Bu tarz ilişki deneyimleri ile devam eden 80’lerin ardından, 90’lar ve yeni milenyumla birlikte; mindfulness, psikospirituel yaklaşımlar, seksoloji ve neuropsikoloji araştırmalar ile "bilinçli ilişki" anlayışı ortaya çıkmaya başladı. Son noktada neuropsikoloji araştırmaları, duygusal bir ilişkinin, erotik çekim ve aşk ile başladığını ortaya koydu.


Aşk İlişkisinin Anatomisi

Bugün yaygın olarak kabul edilen görüşe göre; erotik çekim ve aşk, eşlerin birbirine bağlanmasını sağlıyor. Bu yoğun duygular üzerine kurulan ortam ise çiftin, beraber dünyaya getirdiklerini bebeğe sağlıklı ve dengeli bir şekilde bakıp büyütmeleri için biyolojik bir gerekliliğe hizmet ediyor.


Fakat bunun ötesinde, araştırmalar gösterdi ki; bağlılıktan doğan "sevgi ortamı”, çiftlerin bireysel olarak bilinç altında taşıdıkları çocukluk yaralarının da su yüzüne çıkmasına sebep oluyor.


Çocukluk yıllarında çeşitli travmalar geçirmiş bireyler, su yüzüne çıkmış yaralarını bilinçle ele alıp dönüştürdüklerinde; eş ilişkilerinde sevgi, erotizm ve cinselliklerini besleyebilir ve geliştirebilirler.


Bu yaralar bilinçle ele alınmadığında ise, bireyler birbirlerini suçluyor, kavga ediyor, duygusal olarak birbirlerini terkediyorlar. Bu yaklaşımların sonucu olarak da ilişkilerde sevgisizlik, aldatma veya seksiz dostluklar yaşar hale geliyor.


Bilinçli İlişki Nedir?

“Bilinçli ilişki" anlayışında, ilişkilere "Özgün Varoluşumuzu" gerçekleştirmenin bir aracı olarak bakarız.


Su yüzüne çıkan yaralar ile çalışılıp, bu yaraları dönüştürebilen birey; kendi “öz sevgisini” deneyimler.Bu deneyimi yaşayan birey; eş ilişkisinde de hem karşısındakinin bireysel alanına saygı gösterir, hem de onun “öz sevgi” yolculuğunu onurlandırır.


Bu şekilde eşler, cinsellik ve erotizmin heyecanı ve bağlanmanın getirdiği güvenlik hissi içersinde “öz sevgi” yolculuğuna beraberce devam ederler ve gelişirler.


108 views
  • Beyaz Instagram Simge
  • Facebook - Beyaz Çember
  • White LinkedIn Icon