Search

Beden Psikoterapisi Nedir?


“Beden asla yalan söylemez. Üzerini örttüğümüz her şeyin altında kalırız..”

― Alice Miller


Beden psikoterapisi, Freud'un dönemdaşları Pierre Janet ve Wilhelm Reich’ın çalışmaları ile başlamıştır. Temelinde, analitik psikoloji kuramının karakter yapısı anlayışı vardır. W. Reich, karakter zırhı olarak ifade ettiği olguda; psikolojik savunma mekanizmalarının bedendeki izdüşümünün, bir zırh gibi, kas gerginlikleri olarak kendini gösterdiğini ifade eder.


Beden psikoterapisi, beden ile zihnin birbirine bağlı ve etkileşim içinde olduğu savına dayanır. Bu nedenle, duygusal ve mental sorunların etkileri hem zihin hem de bedende deneyimlenir. Bu problemlerin kaynağı olarak da, gelişimsel süreçte deneyimlenen ihmal ve ihlal sonucu deneyimlenen travma olarak görülür. Bassel Van der Kolk ve Gabor Mate gibi psikiyatristlerin ifade ettiği gibi, bu travmanın izi bedende kayıtlıdır.


Psikoterapi sürecinde travmayı dile getirmek zor olduğu için, bedende nasıl bir etki bıraktığı ile terapi sürecine başlangıç yapmak daha etkili olabilir.


Ayrıca, yaşanılan acıdan kaçınmak amacıyla geliştirilmiş savunma mekanizmalarından bir tanesi yaşanmış olanı unutmak olduğu için; yaşanmış olanın hikayesine ulaşmak imkan dahilinde olmayabilir. O zaman bedendeki izdüşümünü araştırıp, iyileştirme sürecini harekete geçirmek mümkün olabilir.


Aynı zamanda, stresin ve travmanın zihin-beden etkisini araştıran Porges ve Siegel gibi nörobilimcilerin katkısı ile, zorlu olaylar ve durumlar üzerine konuşmanın bireyin tetiklenmesine yol açtığı görülmüştür. Terapi sürecinde yaşanan bu olguya “yeniden travmatize olmak” denir.


Seans esnasında bu durum yaşandığında, beden psikoterapi yöntemlerinden biri olan nefes çalışma veya duruma uygun beden hareketleri ile birey sakinleştirilebilir. Bu sayede, terapi sürecinde olan birey, günlük yaşamında tehlike algısı ortaya çıktığında; bunun geçmişten kaynaklanan bir travma nedeniyle tetiklediğini fark eder. Daha sonra birey, kendini sakinleştirme yoluna gidebilir. Bireyin sakinleşmesine ve sağduyu ile duruma uygun yanıt vermesine yardımcı olan merkezlenme yöntemleri de, beden psikoterapisinin güçlü yanlarından birini oluşturur.


Beden psikoterapisi içinde pek çok farklı teknik uygulanır. Dokunma, nefes, hareket gibi... Tüm bu teknikler içsel zorluğu veya yükü aşmanın önündeki savunma mekanizmalarını serbest bırakıp, olan durumu şefkat ile kabul etmeye yardımcı olur. Bu sayede bireyin özünde var olan iç kaynaklar devreye girebilir ve birey yaşadığı zorluklar ile başa çıkabilecek içsel gücü harekete geçirir. Kısacası, bu bir kabul ve olgunlaşma yolculuğudur.


8 views0 comments
  • Instagram
  • Facebook
  • LinkedIn